26 Aralık 2010 Pazar

ay üzerine kurgulamalar :)


"Ay veya Luna, Dünya'nın tek doğal uydusu ve Güneş Sistemi içinde beşinci büyük doğal uydudur. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklık 384.403 km, yani Dünya'nın çapının yaklaşık otuz katı kadardır. Ay'ın çapı 3.474 km'dir, bu da Dünya çapının dörtte birinden biraz fazladır. Dolayısıyla Ay'ın hacmi Dünya'nın hacminin %2'sidir. Kütlesi Dünya kütlesinden 81,3 kat daha düşüktür. Yüzeyinde kütleçekim etkisi yerçekiminin yaklaşık %17'sidir. Ay, Dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27,3 günde tamamlar. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay'ın evreleri oluşur." (www.wikipedia.com'dan..)

"Eski Türk İnanışlarına göre Ay ile Güneş, insanlara daima iyilik getiren ve onları koruyan iki kutsal güçtü. Ay ile Güneş insanoğlunu her zaman göz altında bulundurur ve onları kötü yola sapmadan korurlardı. Altay Türklerine ait efsanelerde, Ay her girdiği yeri soğutur ve hatta soğuğu ile, güneşin bile yenemediği kötü ruhları yenebilirdi. Fakat Ayın bu soğuğu insanlara zarar vermezdi."

“Geleneksel ilahi soyağacına göre Helios, yani güneş, onun erkek kardeşiydi. Helios gökyüzündeki yolculuğunu bitirdiğinde, Selene kendi yolculuğuna başlardı. Ayrıca Eos, gün doğumunun (şafak) tanrıçası, da onun kardeşiydi.

Sanat eserlerinde, Selene bir çift at veya öküz tarafından çekilen gümüş bir savaş arabasını süren, solgun yüzlü güzel bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Sıklıkla, başında bir yarım ay ve elinde bir meşale ile bir atı veya boğayı sürerken resmedilmiştir.

Ayrıca bir efsaneye göre Selene Pandoradan son çıkan şeyi yani umudu korumakla görevliydi. Kendisine yardımcı olarak dünyadan kızlar seçerdi. Bu kızlar, insanları dünyadaki kötülüklerden korumaya ve uzak tutmaya çalışırlardı. Seçtiği kızlardan adaşı olan Selene onun manevi kızıydı. Ve bir kehanete göre Luna'dan sonra Selene Ay Kraliçesi olacak ve Zeus'u tahtını devralan tanrı son Ay Kraliçesi ile evlenecek. Bu tarih 2012'ye denk gelmektedir. Zeus'u tahtından indiren tanrı 'yeni doğan' olarak nitelendirilecek ve bu tarih Selene'ni dönüşüm geçireceği tarihe denk gelmektedir ki bu da son Ay Tanriçası'nın dönüşümü kabul edip yeni doğan ile evlenmesi demektir. Bu evlilikten sonra yeni bir çağ başlayacak. Bu kehaneti destekleyen başka bir kehanet de bulunmaktadır. Bu kehanet; 'Sen ki en kudretli büyücü, ayın ve yıldızların tanrıçası kraliçemiz, sen ki tanrıçamız olacaksın' demektedir.” (www.wikipedia.com'dan..)

kaçak gezgin kendine sürgün bir ay!!


bulutu yüzüne eğmiş
yanakları buz gibi,
buraya neden gelmiş
bu nasıl iştir?
bu gezgin ay bir gece
kimseye görünmeden,
mutlak kaçak
bir trene binmiştir.

ve gizlenip tahta
bir bavulun içine,
karanlıkta bir eli soğuk bir silaha değmiştir.
buruşuk bir mektup
ve bir çocuk fotoğrafından,
alnını acıyla kırıştıran
ayrılığı sezmiştir.
bulutu yüzüne eğmiş
yanakları buz gibi,
kimbilir kaç gece
gözüne uyku girmemiştir.
metin altıok - ay üzerine kurgulamalardan..

21 Aralık 2010 Salı

ben ben ben nasılım??


Ve her şey dönüştü işte
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye.

Ansızın bir rüzgar çıktı demin
Çölde yanıt arayan alaycı bir rüzgar
Kolalı bir örtü gibi acıtıyor yüzümü
Yakıyor gözkapaklarımı da
Toplayıp getiriyor anılarımı bir bir
Uzun yolları hiç sevmeyen anılarımı.

(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri?
1 - İşte bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
2 - Süt emer gibi bir memeden
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3 - Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.)

(Ansak mı anmasak mı
Yeri mi şimdi değil mi
Bir tren yolculuğunda ve her yerde
Her şeyin ya da hiçbir şeyin hiç mi hiç çekilmezliğini
Bir hafta tatilini, bir öğle vaktini, belki bir pazartesiyi
Saatler iyi
Adamlar gülüyorlarsa iyi, gülmüyorlarsa gene iyi
Ve bütün yolcuların dalgın
Koparıp koparıp bir şeyler yediklerini
Görünüşte kararsız
Görünüşte üzgün, endişeli
Görsek mi acaba, görmesek mi
Açıp da kapalı gözlerini arada
Şöyle bir görünümü tek bir solukta
Yalandan, inatla içine çekenleri
Ya da bir köprüden geçerken, bir tünele girerken
Belirtip yüzlerinde çok görmüşlüğün izlerini
Bir tilki çevikliğiyle, acele
Katarak yolculuğa hiç yoktan bir gizemliliği
Bilmem ki, görmesek mi
Durunca tren bir istasyonda
Dudakları çatlamış, ateşli, hasta bir istasyonda
Dünyanın bütün elma satıcılarına bakıp
Bakıp da her şeyi ilk defa tanıyormuş gibi
Uzanıp pencerelerden sarkık gerdanlarıyla
Tutarak parmaklarıyla yalancı
Ve ucuzundan bir kolyeyi
Acaba görmesek mi
Bir treni ve dünyada tren olan her şeyi.

Ansak mı anmasak mı acaba
Yeri mi şimdi, değil mi
Sırasını bekleyen bir kadının, hasta
Gereğinden fazla abartılmış yüzünü
Besbelli iğrenirdiniz
Çevirirdiniz gözlerinizi yer tahtalarına
Bir duvar saatine ya da kapıya
Telefona bakardınız, tırnaklarını incelerdiniz uzun uzun
Kısaca
Kaçınmak isterdiniz o yüzden -ama bitmedi-
Gördünüz, görüverdiniz bir daha
Sıyrılmış acılardan ansızın
Sevecen, durgun, sade
O yüzü
Belki de, orda, acele
Karar verdiniz
Bir anneniz olsun isterdiniz böyle
Ve belki sarılıp öpmek isterdiniz onu
Her neyse...

Söylesek, yeniden mi söylesek şimdi de
Ben uzun yolları hiç sevmem
Doğacak bir çocuk gibi beklemeli anılar
Ansızın doğmalı, ansızın ölmeli saniyelerde.)

edip cansever - ben ruhi bey nasılım

6 Aralık 2010 Pazartesi

başka türlü bir şey benim istediğim.. ne ağaca benzer ne de buluta.....


nasıl desem içimden geçen.. içimden akıp giden.. yağmur gibi yada rüzgar.. bir yere ait olmayıp her yere sahip olan.. başka türlü bir şey benim istediğim..
oralarda bir yerlerde. kendim gibi olamadan var olmayacağım bir yer var.. olmalı.. ben olmadan önce kendimi ait hissedebileceğim.. başka türlü bir şey.. benim istediğim bana ait olan.. benimsi! başka türlü.. gökyüzü mavi ve alabildiğine özgür.. gökyüzü siyah ve alabildiğine kötülüğümken.. bana ait ve benimsi..
"

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka.."

28 Kasım 2010 Pazar

seen enough!!! i don't know how can i be strong!


I've seen enough to know
I've seen enough,
Seen enough to know
Oh my eyes remind me next time
So I keep them closed

I like to pine away for what I hate
It keeps me in the dark
Like a one-track mind don't let me start
You keep me sharp

Once more into the crowd
Temptation wears you out
Go home, your heart too loud
Always (oh? alone? on?)

It's no surprise that all the things I like
Are making me a ghost
I should have never started killing time,
I can't go slow

Once more into the crowd
Temptation wears you down
Go home, your heart too loud
Always

by dryer - seen enough

15 Kasım 2010 Pazartesi

To be, or not to be: that is the question ??

ben neredeyim bilmeden.. sadece var oldum.. gariptir.. varolmak herşeye yetmiyor. varolmak ne demek? ne demek beni rahatlatan cevabı bulmaktan öte.. var olmak! hmmm.. içinde olduğum ve katlanmak zorunda olduğum içerik.. varolmak! varım ben burdayım ve nedense varolmayı hissetmek zorunluluğu dayatılmış bana :)

11 Kasım 2010 Perşembe

i am the spectator and i will always be ;)


The birds are up when he collapses through the door
Spilling out in constellations on the floor
Soaked in liquor he's soft as bread ...
And everything that's left of him to beckon to his bed

He is a nocturnal always alone
But you'll speak in secret codes
That he has never known
In this world, but not of it
So he watches from above it
A visitor here, this is not home

I am the spectator
I can see the world passing by from here
I am just a child, to a man
Back to the dust where i began
I was never even here at all
I am the spectator

His eyes, like two cats, scratching in his head
Begging him for sleep, starving for a bed
But sleep, it never comes
so he ticks the time away
Hour after hour, hear them play their bells go

Chime chime chime, ticking ticking time

I am the spectator
I can see the world passing by from here
I am just a child, to a man
Back to the dust where i began
I was never even here at all
I am the spectator

And the bells go
Chime chime chime, ticking ticking time

I am the spectator
I can see the world passing by from here
I am just a child, to a man
Back to the dust where i began
I was never even here at all
I am the spectator

by the bravery - i am the spectator