
Kendimi bırakmam gerek. Özgür olmam. Kendim olmam. Yoruldum. Ben olmaktan. Düşününce nelere sebep olduğumu ölmek yada yok olmak tek çözüm gibi.
Bir kelebeğin son anlarını yaşaması gibi. Gitmeliyim. Gitmem gerek. Olmalı. yok. olmalı. Birini öldürmeliyim. Hem de en istemediği zamanda. Beklemezken. Kendimi mükemmel cinayetle. Cinayet diye tanımlamadığım bir olayı yaratarak. Birini öldürmeliyim.
Cinayete kurban etmeliyim kendimi. Hem katili hem kurbanı oynayarak. Yapabilir miyim gerçekten. Denedim mi? Gerçekten yapabilir miyim?
Bir kelebeğin son anlarını yaşaması gibi. Gitmeliyim. Gitmem gerek. Olmalı. yok. olmalı. Birini öldürmeliyim. Hem de en istemediği zamanda. Beklemezken. Kendimi mükemmel cinayetle. Cinayet diye tanımlamadığım bir olayı yaratarak. Birini öldürmeliyim.
Cinayete kurban etmeliyim kendimi. Hem katili hem kurbanı oynayarak. Yapabilir miyim gerçekten. Denedim mi? Gerçekten yapabilir miyim?
Bitirmek gerek bir şekilde. En güzel şekilde. Sessizce ve gelmemiş gibi bu dünyaya çekip gitmek karanlığa. Yapmak istediğim. Düşlediğim. Dün bulutları seyrettim açık lacivert göğünde bir İstanbul gecesinin. Aylardan ağustos. Nemini yemiş rüzgarı boğazın ve derin bir sır taşıyor içinde. Benim sırrım, şehrin sırrı yada içinde yaşadığım bu dünyanın. Ben buralı değilim çoğu gibi. Yalnızım olabildiğine yalnız. Kimse yok. Konuşuyorum, gülüyorum, ağlıyorum, uyuyorum. O kadar yoruldu ki bedenim ve ruhum, yüzyılları kaplasa geceler uyumak için yetmez gibi geliyor.
Duyguların bir amacı olmadığını, sözcüklerin bir bıçak kadar keskin olup kurtarıcı yada katil olabileceğini öğrenmeden çok önce kendi masalımı yazmaya ve inanmaya başlamıştım ben. Çocukken o kadar kolaydı inanmak, kaçabilmek korkutucu hayaletlerden. Büyümüş benliğimin kendi hayaletlerini yaratacağını bilsem ve kendi yarattıklarımdan daha fazla korkacağımı öngörmüş olsam, öldürürdüm içimdeki kendimi. Masalları yakardım, ateşlere boğardım hiç acımadan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder